Ara güler aphrodisias antik kenti
Aphrodisias Antik Kenti, Ara Güler’in keşfiyle tüm dünyaya tanıtılmıştır. 2017'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen bu değerli yer, antik mimarisi ve tarihi zenginlikleri ile keşfedilmeyi bekleyen bir hazine sunmaktadır.
Ara güler aphrodisias antik kenti
Aphrodisias Antik Kenti, antik çağın ruhunu taşıyan ve zamanla kaybolmuş bir medeniyetin izlerini gün yüzüne çıkaran önemli bir yerleşim alanıdır. Bu kadim kent, hem mimarisi hem de tarihi dokusuyla ziyaretçilerini büyülemektedir. Ara Güler’in keşfiyle gün yüzüne çıkan bu tarihsel zenginlik, günümüzde arkeologlar ve tarihçiler için büyük bir araştırma alanı olmaya devam ediyor. Aphrodisias, sadece arkeolojik kalıntıları ile değil, aynı zamanda kültürel önemiyle de dikkat çekmektedir.
Ara Güler, Aphrodisias Antik Kenti'ni 1958 yılında keşfetmiştir. O yıl, Aydın'ın Geyre beldesinde bir baraj açılışı için bölgeye gazeteci olarak giden Ara Güler, dönüşte yolunu kaybeder. Bir köyden geçerken, köylülerin tarihle iç içe yaşadığını görür. Köyde, Roma dönemine ait sütunlar ve mimari parçalar kullanılmaktadır. Ara Güler, bu durumu fotoğraflayarak İstanbul'a döner ancak hiçbir bilgi bulamaz. Fotoğrafları çeşitli kuruluşlara gönderdikten sonra, dünyanın ilgisini çeker. Amerika'dan gelen arkeologlar, bölgenin Antik döneme ait ve Afrodit'ten adını alan bir şehir olduğunu keşfederler. Prof. Dr. Kenan T. Erim, 1961'de Aphrodisias'ta kazılara başlar. Aphrodisias Antik Kenti, 2017 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiştir.